Çocuk Hakları

Çocukların Bedeni Üzerindeki Mülkiyeti

Saçınızın nasıl kesileceğine veya nasıl bir giysi giyeceğinize bir başkasının karar verdiğini hayal edin. Birinin sizi birine sarılmaya veya öpmeye zorladığını… Ya da doymanız için ne kadar yemek yemeniz gerektiğini sizden daha iyi bilen biri olduğunu düşünün. Bu nasıl hissettirir? Çocukların birçoğu için gerçek bu.

Ebeveynler veya bakım verenler bazen farkında olmadan çocuklarının bedenleri ve seçimleri üzerinde kontrol hissedebilir. Peki, çocuğun güvenli olmasını gerçekten etkilemiyorsa ona seçim hakkını neden vermiyor olabiliriz? Ebeveynler olarak “daha iyi bir seçim” yapacağımızı düşünüyor muyuz? Peki bu çocuğa hangi mesajı veriyor ve aslında alınan karar en çok kimin hayatını etkiliyor?

Tüm insanların, dolayısıyla tüm çocukların bedeni kendine ait ve özeldir.

Çocukların beden özerkliğini kavraması ve koruması için öncelikle çevresindeki yetişkinlerin çocukların bedensel söz hakkını kabul etmesi gerekir. Yetişkinlerin çocuğun sağlığı ve güvenliği konusunda koruyucu ve sorumlu hissetmesi zaman zaman çocukların beden özerkliğinin kabulünü zorlaştırabilir. Ancak çocukların bedenleri hakkında her türlü seçimi yapma hakkı vardır. Bu, yalnızca kimsenin kendilerine rahatsız edecek şekilde dokunamayacağını bilmekle ilgili değildir. Buna hareket özgürlüğü ve fiziksel ifadeleri de dahildir.

Kimi öptüklerini veya sarıldıklarını kapsadığı gibi; saçlarını kestirip kestirmek istemediğini, ne kadar yemek yediğini ve ne giymek istediğini seçmekle de ilgilidir.

Bir çocuğun kulağını deldirmek veya saçını istemediği halde kestirmek birçoğumuza büyük bir sorun gibi görünmeyebilir. Ancak bu, yetişkinin niyetinden bağımsız olarak çocuğa bir şekilde onun bedenini değiştirme hakkının bir yetişkinde olduğu mesajını verir. Ya da “Hadi! öp teyzeyi/amcayı...” çoğunlukla duyduğumuz bir cümledir. Ancak bir çocuğun yakını ve hatta ebeveyni olsak dahi, ona rızası olmaksızın sarılmanın, onu öpmenin veya onunla herhangi bir fiziksel temasta bulunmanın hakkımız olmadığını hatırlamamız gerekir.

Rıza her şeydir!

Çocukların rızayı ve bedenleri ile ilgili haklarını öğrenmelerine yardımcı olmak çok önemlidir. Bu da bebeklikten itibaren verilen mahremiyet eğitimi ile ilişkilidir. Başkalarının haklarını ihlal etmedikçe; hijyen ve güvenliklerini tehdit etmedikçe çocuklar, özgürce hareket edebilmeli ve kendilerini ifade edebilmelidir. Bu, endişelerimizi dile getirmeyeceğimiz veya onlara seçimlerinde rehberlik etmeyeceğimiz anlamına gelmez. Ancak yine de çocuklar kendi bedenlerini ve benliklerini yönetmeyi hak eder.

Çocuklar iyi kararlar almayı, karar alarak öğrenir. Bu konuda yetişkinler olarak rehberliğimiz önemlidir. Çocukların bedensel özerkliğini içselleştirebilmesi için küçük adımlar atabiliriz:

  • Kendi seçimlerini yapması için sorular sorabiliriz.

    “Bugün ne giymek istersin?” gibi sorular sorarak çocuğun kendi seçimlerini yapmasına alan tanıyabiliriz. Bu, çocuğun kendi bedeni ile ilgili kararları kendisinin alacağını anlamasını sağlar.

  • Uyku saati konusunda karar alırken onu dahil edebiliriz.

    Yatma vakti bir mücadele olmak zorunda değildir. Bunun yerine, çocuğun özerkliğini destekleyerek, sınırlar konusunda konuşabilir ve uyku saati konusunda birlikte karar alabiliriz. Her çocuğun günlük rutinleri farklı olabilir. Ancak yaptığı tercihlerde çocuğun kararlarının dikkate alındığını hissetmesi açısından, durumu ona açıklayarak ikna etmeye çalışmak ya da ortak bir anlaşmaya varmak iyi bir yol olabilir.

  • Yemek yeme konusunda çocukla işbirliği yapabiliriz.

    “Bir lokma daha…” demek yerine çocuğun ne zaman ne kadar yemek istediğine kendisinin karar vermesini desteklemeye çalışabiliriz. Ona yemek yemediği için suçlu hissettirmek ve cezalandırmak sağlıklı bir beslenme alışkanlığı geliştirmesini engelleyebilir.

    Örneğin; yemek yemeyi reddettiğinde çocuğa seçenek sunmak, kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olabilir: “Şu an yemek istemiyor olabilirsin. Peki yarım saat sonra yemek ister misin?” gibi bir soru çocuğun karar verme mekanizmasını sağlıklı etkileyecektir. Zaman yaklaştıkça küçük hatırlatmalar yapmak, zaman kavramına alıştırmak açısından da sağlıklı olacaktır. Ancak bir çocuğa düzenli ve sağlıklı bir yemek yeme alışkanlığı kazandırmak bambaşka bir olgudur ve bu yazının konusu değildir.

  • Hareket özgürlüğü tanıyabiliriz.

    Çocukların bir başkasının haklarını etkilemedikçe, istediği gibi oynama ve hareket etme özgürlüğüne sahip olduğunu hatırlayabiliriz.

  • Güvenli duyusal deneyimlere izin verebiliriz.

    Örneğin; çocuk kürdanı parmağına batırmak isteyebilir. Zarar vermediği sürece bu tür duyusal deneyimlere kontrollü olarak izin verebiliriz. Kürdanın ucunun sivri olduğunu ve canının acıyabileceğini açıkladıktan sonra çocuk yine de denemek istiyorsa: güvenli olduğundan emin olduğumuz bir ölçüde deneyimlemesini sağlayabiliriz.

  • Nereye gittiğimize ilişkin kararlara dahil edebiliriz.

    Bir yere gitmek için hazırlanırken, çocuğun da nereye gideceklerine dair karara katılmasını, en azından bilgisi olmasını sağlayabiliriz.

  • Fiziksel temasta bulunmadan önce onay alabiliriz.

    Fiziksel temasta bulunmadan önce “Seni öpmek istiyorum, sen de ister misin?” gibi sorular sorarak onay alabiliriz. Çocuk hayır derse suçlu hissettirmeden, utandırmadan bu cevabı kabul edip: “Sen istemedikçe sana ben dahil kimse dokunamaz.”, “Bedenin ile ilgili kararları sen verirsin.” gibi ifadeler ile destekleyebiliriz. Çocukların onayını almak “Bedenim bana özel.”, “Bedenim ve hissettiklerime saygı duyuluyor.”, “Bedenimle ilgili kararları ben alırım.” mesajını verir.

    Çocuklara “onay” kavramını anlatırken Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği tarafından hazırlanan “Çocuklar için Onay” videosundan yararlanabilirsiniz.

Çocukların kendi bedenlerini kontrol ettiğini ve en önemlisi “hayır” deme hakkına sahip olduğunu bilmek ve bunu çocuğa hissettirmek biz yetişkinlerin sorumluluğudur.

Çocukların, yetişkinlerin tüm davranışlarının koşulsuz doğru olduğunu düşünmesi bedensel sınırlarını koruma konusunda sorun yaşamasına neden olabilir. Bu nedenle çocukların rahatsız hissettikleri durumları ifade edebilmesi için alan tanımalı, iyi bir dinleyici olmalıyız.

Bir çocuk hayır dediğinde…

“Elbette! Bu senin kararın ve ben senin kararına saygı duyuyorum”, “Kendini açıklıkla ifade ettiğin için teşekkür ederim. Eğer fikrini değiştirirsen bana haber verebilirsin.”, “Hoşuna gitmeyen şeylere hayır demen beni mutlu ediyor.” “Sana kötü hissettiren hiçbir şeye evet demek zorunda değilsin.” gibi destekleyici cümleler çocukların bedenlerinin kontrolünün kendilerinde olduğunu hissetmesini sağlar.

Çocukların bu konudaki duygularını görmezden gelirsek, hayatlarının ilerleyen dönemlerinde istenmeyen fiziksel temasa hayır demelerini beklemek haksızlık olur. Çocuklara küçük yaşlarından itibaren vücutlarının kontrolünü vermek, hayatlarının ilerleyen dönemlerinde sağlıklı kişisel sınırlar oluşturmalarına yardımcı olacak bir temel oluşturur.

Çocukların seçimlerine saygı duymak ve onlara seçme hakkını teslim etmek aynı zamanda çocukların başkalarının haklarını ve sınırlarını da bilmesini de sağlar. Bu yaklaşımı yalnızca onlara karşı davranışlarımızda değil, onların çevre ile olan etkileşiminde de sürdürmek oldukça önemlidir. Örneğin bir arkadaşına rızası dışında sarılırken, ona arkadaşı istemediği sürece ona dokunmanın doğru olmadığını söylemek çocuğun başka çocukların da bedensel sınırlarının olduğunu anlamasına yardımcı olur.

Her bir çocuğun haklarını bilmesi, bu konuda çevresindeki yetişkinlerin desteğini alabilmesi ve kendi yaşamında karar verici olabilmesi için biz yetişkinler elimizden gelenin en iyisini yapabilir; çocukların hakkı olanı, onlara teslim edebiliriz.

Not: Bu yazının amacı çocukların bedensel söz hakkına dair bir içgörü yaratmaktır. Yazı, bahsi geçen mahremiyet eğitimi, uyku rutini oluşturma, beslenme alışkanlığı gibi konulara doğrudan odaklanmaz ve bu konudaki farklı yaklaşımları kapsamaz.

Kaynaklar

Öz, N., & Suntekin, C. (2021). Cinsel İstismarı Önlemekte Yetişkinlere Düşen Sorumluluklar ve" Çocukların Bedensel Söz Hakları”.

Melike Çıtak

Çocuk Hakları Aktivisti