Otizmi Olan Çocukların Aileleri Nelere Hazırlıklı Olmalıdır?

Otizmi olan bir çocuğu büyütmek çok streslidir. Diğer yetersizliklere kıyasla otizmli çocuğu olan ailelerin stres düzeyleri daha yüksektir ve aile içi yaşantıları da oldukça yorucudur. Çocuklarının otizm tanısı aldıktan sonra ailelerin belli duygu durumları vardır. Aileler ise bu duygu durumlarını en iyi şekilde yönetmeli ve çocuğu için en iyi kararları verebilecek duygusal duruma erişmeleri gerekmektedir. Bu duygu durumları 3 farklı evreye ayrılmış ve evreler de kendi içlerinde farklı duygu durumlarına ayrılmıştır.

1. EVRE

Şok:

Çocuklarının otizmi olduğunu öğrenen ailelerin ilk tepkisi şoktur. Aileler otizmli bir çocuğa sahip olacaklarını planlamadıkları için hazır olmadıkları bir durumla karşı karşıya kalırlar. Bu evrede ebeveynler yoğun bir şekilde ağlama, duygusuzluk, çaresizlik gibi tepkiler göstermektedir.

İnkar:

Bu ailelerin kendi içlerindeki savunma mekanizmasıdır. Ebeveynler çocuklarının gelişimsel yetersizliği olduğu gerçeğinden kaçınır ve bu durumun yaratacağı olumsuz etkilerden kendilerini korumaya çalışırlar. Reddetme oluşan durumun varlığını anlamamaya çalışma ve böyle bir şey olmamış gibi davranmakla da tanımlanabilir. Bu dönemdeki ebeveynler çocuğun durumun kabullenmemekte ve çocuğun normal gelişim gösterdiğine dair kanıtlar aramaktadır. Bütün uzmanları doktorları dolaşarak çare ararlar.

Suçluluk Duygusu:

Ebeveynler çocuklarının bu durumundan dolayı kendilerini suçlu tutmaktadır. Aile “Niçin bu başımıza geldi?” sorusuna yanıt arar. Ailenin bulduğu neden ise çocuğun durumuyla bir bağlantısı olmayan bir neden olabilir. Bu nedenle aileler bazen çocuklarının bu durumunu geçmişte yaşadıkları bir olayın Allah tarafından cezalandırılması olarak bile görebilir ve bu nedenle kendilerini suçlarlar. Diğer bir durum ise hayatlarını alt üst eden otizmli çocuk için duydukları kızgınlıktan dolayı kendilerini suçlu hissetmeleridir.

2. EVRE

Çelişki:

Otizmli çocuklar günlük olarak yoğun ilgi ve bakıma ihtiyaç duyarlar. Bakım, eğitim ve sağlık ihtiyaçları, sıklıkla yapılan aile ziyaretleri vb. durumlar aileyi maddi, manevi açıdan yıpratmaktadır. Sonucunda ebeveynler “böyle bir çocuğum olacağına hiç olmasaydı” şeklinde düşünmeye başlarlar. Dolayısıyla çocuklarına yönelik kızgınlık tepkilerine neden olur. Bir yandan çocukları için olumsuz duygular oluştururken, bir yandan da çocuklarını sevmekte ve onun için en iyisini yapmaya çalışmaktadırlar. Bu durum ailede duygusal çelişkiye sebep olur.

Kızgınlık:

Kızgınlık durumu 2 şekilde görülmektedir;

  1. Ebeveynler “neden bana yaptın?” diyerek birbirlerine öfkelenirler.
  2. Bunda ise ebeveynlerin öfkesi sorunun kaynağına değil de çevredeki diğer insanlara yöneltilir. Kızgınlığın veya öfkenin yöneltildiği kişiler genellikle doktorlar ve eğitimcilerdir.

Depresyon:

Aile çocuklarının durumunu düşünerek bir yas yaşar. Aile “Artık yapılabilecek hiçbir şey yok hayatı boyunca böyle devam edecek, hiçbir şeyin anlamı yok.” şeklinde düşünmeye başlar ve çevrelerindeki insanlarla ilişkilerini en aza indirirler. Bu dönemde normal gelişen bir çocuğa özlem duyarlar.

 

3. EVRE

Pazarlık Etme:

Bu dönem uyum sürecinin ilk basamağıdır. Ebeveynler bu evrede çocuğun yetersizliğini ortadan kaldırmanın yollarını ararlar. Yetersizlik durumunu kaldırabileceğini düşündükleri herkesle pazarlığa girerler, bu kişiler genelde doktorlar, eğitimciler, psikologlar ve hatta Allah olabilir. Pazarlık çoğu zaman “eğer çocuğumun durumunu düzeltirsen, ben de senin için ….. yapacağım.” Şeklinde olmaktadır. Pazarlık evresi, suçluluk ve çaresizliğin bir yansıması olmaktadır.

Kabul ve Uyum:

Ulaşılması en zor olan ancak yetersizliği olan çocuk üzerinde en olumlu etkiyi bırakan son aşama kabul aşamasıdır. Bu aşamada ebeveynler çocuklarının sorununu anlama, tanıma ve yaşadığı problemlere çözümler bulma yönünde sürekli bir çaba göstermektedir. Ancak önceki evrelerdeki aşamalarda yaşanan olumsuz duygular hiçbir zaman tam olarak ortadan kalkmaz. Bu evrede ebeveynler çocuklarını olduğu gibi sever ve ailenin bir üyesi olarak görürler. Çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırlar ve eğitimcilerle iş birliği yaparlar.

Ailelerin birçoğu maalesef en son aşama olan kabul aşamasına ulaşamamaktadır. Bazı aileler inkar aşamasında takılı kalır ve sürekli olarak çocuklarının normal gelişim gösteren çocuklar gibi olacağına inanmaktadır. Ailenin yetersizliği olan çocuğu kabul etme süreci ne kadar uzarsa, yetersizliği olan çocuğun üzerindeki olumsuz etkiler de o denli fazla olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir